04 02 2013

demircilik mesleği tarihe karışıyor

demircilik mesleği tarihe karışıyor |  görsel 1

  Türk toplumunda asırlardan bu yana en güzide meslek dallarından biri olarak gösterilen demircilik, yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte unutulmaya başlandı. Kahramanmaraş'ta 50 yıldır demir döverek bu mesleği icra eden Zeki Sarısümbül, "Yetiştirecek çırak bulamıyoruz. Çünkü mesleğimizin geleceğinde ışık yok, istikbal yok" dedi. Kahramanmaraş'ta geçmişte her köşe başında rastlanan demirci atölyeleri, son yıllarda büyük bir azalış gösterdi. Demircilikte faaliyet gösteren ustaların birçoğu teker teker hayatını kaybederken, bazıları da yaşanan endüstriyel gelişimle birlikte sektör değiştirdi. Şu anda bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki demirci ustası da günlük çok cüzi kazançlarla yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyor.  Baba mesleği demirciliğe 6 yaşında başlayan Kahramanmaraşlı Zeki Sarısümbül, tüm olumsuzluklara rağmen 50 yıldır demir dövmeye devam ediyor. Arkadaşı Ramazan Esenceli ile birlikte Bakırcılar Çarşısı'ndaki atölyelerinde aynı demire çekiç sallayan Sarısümbül, kendilerinin mesleğin son temsilcileri olduklarını söyledi. Okuma-yazmayı bile atölyede öğrendiğini ifade eden Sarısümbül, "Ben demircilik mesleğine 1960 yılında başladım. Babam elimden tuttu getirdi, nasıl başladığımı da hatırlamıyorum açıkçası çok küçüktüm ve okula da gitmedim. Okumayı yazmayı burada kendim öğrendim. O gün bu gündür bu mesleğin içerisindeyiz. Şimdi ise meslekte yetiştirecek eleman kalmadı, çırak bulamıyoruz. Çırak bulsak bu mesleğin ilerisinde o çocuğa yapacak bir iş kalmıyor. Çünkü küçük esnaflık bitiyor. Teknoloji bu meslekleri bitirdi.Zamanla 3-5 yıl sonra bu i... Devamı

04 02 2013

kapı yokmakları

kapı yokmakları |  görsel 1

  Geçmişin Küçük Tanıkları: Kapı Tokmakları Mimarlık yapısı sadece üstü örtülmüş duvarların hapsettiği barınacak yer değildir. Birtakım yollara başvurularak daha hareketli, daha yaşamı güzelleştirecek biçimlere ulaştırılabilir. Bunun çeşitli örneklerinden biri de kapı tokmaklarıdır. Kapıyı çalıp ziyareti evdekilere haber vermeye, tutup çekerek kapatmaya yarayan halka ve tokmaklar yalnızca fonksiyonlarıyla değil, estetik değerleri bakımından da bir devrin sanat görüşünü, anlayışını dile getiren yapıtlardır. Tokmak adını verdiğimiz aksam belirttiğimiz gibi ses duyurmada kullanılır. Tek parçadan oluşan tokmak, köçek adı verilen bağlantı halkası ile kapıya takılır. Tokmağın altında ayna dediğimiz süsler bulunmaktadır. Bazen de tokmak olduğu gibi takılır. Tokmak kolu vurulduğunda ses çıkarılması için alt ucunda yine kanat tahtasına çakılmış bir kabaraya vurulur.   Kapı kanatları üzerinde yardımcı unsur olarak görev alan halkalar, yuvarlak bir halka aynasının ortasına çakılır, bunların da tokmak yerine geçen çeşitleri vardır. Bu halkalara şakşak veya çekecek de denilmektedir.    Tokmaklardaki Figürlerin Kökeni Kapı tokmaklarının her biri değişik biçimlerde yapılmış olup üzerlerinde kartal, kuş, yılan gibi hayvan motifleri, ejderha, insan ve medusa figürler, stilize edilmiş bitki motifleri ile birlikte geometrik desenler bulunmaktadır. Bu figürler zaman içinde değişime uğramışlar, Müslümanlığın kabulünden sonra hayvan ve insan tasvirleri azalmaya başlamış bir süre sonra da yok olarak yerlerini sade şekillere, halkalara, oval ve yuvarlak formlara bırakmışlardır. Bütün bunların rastl... Devamı

04 02 2013

Türklerde Demircilik Sanatı

Türklerde Demircilik Sanatı |  görsel 1

  Türklerde Demircilik Sanatı Nasıldır? Demircinin önemli aletleri olan, kerpeten, çekiç, örs ve körük gibi alet ve edevat da kutsal sayılırdı. Bunların her birini de ayrı ayrı koruyan, “Koruyucu melekleri ve ruhları” vardı. Yakutlar bu ruhlara tççi, “Efendi, sahip” adlarım verirlerdi. Çok önemli bir noktayı da, burada yazmadan geçemiyeceğiz. Yakutlar, Ruslarla ilgi kurduktan sonra, onlardan demircilikle ilgili bir çok aletler almışlardı. Fakat onlar, bu yeni ve yabancı aletlere kutsal bir önem vermemişlerdir. Kutsal demirci aletlerinin hepsi yerli ve eski biçimde yapılan aletlerdir. Oğuz-Han, Muz-Tag’ı geçtikten sonra, “duvarı altından, pencereleri gümüşten ve çatısı da demirden” bir ev görmüştü, Evin anahtan olmadığı için, o evi açıp orada oturması için bir beyine emir vererek ilerlemişti. Yakut mitolojisinde de böyle “demirden yapılmış evlere” rastlanır. Bu evleri yaptıran kimseler genel olarak kadınlardır. Evlerini yaptırmak için diyar, diyar gezerler ve kendilerine göre bir demirci bulurlardı. Manas Destanı ile ilgili bölümümüzde. Manasın kendi demircisine ne kadar önem verdiğini görmüştük. Her akına çıkmadan önce Manas kendi demircisine gider, kılıçlarım biletir, silâhlarım tamir ettirir ve öyle yola çıkardı. Nogay-Han’ı Yoloy’u mağlup ettikten sonra, onun iki kızını esir ederek yurduna getirmişti. Bu Han kızlarından birini, teşekkür ifadesi ile demircisine vermiş ve diğerini de oğluna nikahlamıştı. Manas, demircisini Darkan, yani Tarkan, saygı deyimi ile çağırırdı. Çünkü Tarkan’lık hükümdar tarafından verilmiş çok yüksek bir &... Devamı

04 02 2013

yakutlarda demircilik

yakutlarda demircilik |  görsel 1

  © huntingsib.ru Günümüz yakutlarının ataları Türk boyu kurıkanlar, gelişmiş bir metalurji geleneğine sahiplerdi, arı metal üretiminde çok yüksek kaliteye ulaşmışlardı. Arkeolojik buluntular ürettikleri demir eşyalardaki demir oranının %99,5 oranında olduğunu ifade etmektedirler. Yakut metalurji ve demircilik sanatı çok zamanlardan beri olonhosutlar, yani halk eposu olonho’yu icra eden sanatçılar tarafından övgüyle dile getirilmektedir. Bu epostaki baş kahramanlar yiğit ayıı ve abaası’na tanrısal kökene sahip mitik demirciler koruyuculuk yapmaktadırlar. Örneğin olonhonun baş kahramanı Güçlü, ayağı dolaşıp düşmeyen Mülcü bir hilkat garibesi olarak Dünya’ya gelmiş ve 30 yıl hayvan dışkıları arasında yaşamıştır. Nihayet, büyük tanrılar onun bu durumuna acırlar. Mülcü, yanmakta olan demirci fırınında ve göksel demirci Kara Suoday’ın yanında yanan denizde teste tabi tutulur, sonuçta halkının güçlü ve yenilmez bir savunucusu haline gelir. Olonhosutlar büyülü demirciye değişik adlar verirler, ancak kahraman öz olarak aynı karakterdedir. Bakın olonholardan birinde göksel demirci nasıl anlatılıyor: Efendiler Ayıı’ı oraya yerleştirdiler Büyük demirci Kuetteeni adında Demir dövsün, şekil versin diye Otuz beş boya Ordu silahı, zırh Mızraklar, palalar, kılıçlar Su verilmiş çelik keskinliğinde; Tel zırhlar örsün, Demir zırhlar yapsın, Kanatlı ok uçları yapsın, Okluklar yapsın diye.... Başka olonholar bu marifetli demircinin gece gündüz demir erittiğini söyler. Mitik metalurjistin demir kokusundan ve dumanından üç... Devamı

04 02 2013

demirciler demir döver tunç olur

demirciler demir döver tunç olur |  görsel 1

  “Demir tava geldi, kömür bitti.  Akıl başa geldi, ömür bitti!”  Demirci sözü   Yazar: Nazım Alpman Fotoğraflar: Tolga Sezgin   Mardin’in masal dünyasını andıran çarşısının bir ucundan girdiğinizde, sanki bir başka yüzyıldan çıkacakmışsınız hissine kapılıyorsunuz. Cumhuriyet Çarşısı, modern zamanları çağrıştıran adına karşın inatla sizi geçmiş yüzyıla, hatta yüzyıllara doğru çekiyor, alıp götürüyor. Öylesine derinlere iniyorsunuz ki, bir anda bu topraklarda 1102-1409 arasında 300 yıl hüküm sürmüş Artuklulara kadar gidebiliyorsunuz. Mardin Cumhuriyet Çarşısı’nın sayılı demircilerinden olan Şemsettin Artukoğlu’nun demirci dükkânının ortasında körüklü bir ocak nefes nefese yanıyor. Artukoğlu ailesinin son kuşağından olan 1971 doğumlu Mehmet Artukoğlu, büyük örsün üzerindeki sıcak demir parçasına ağır balyozu indirirken bir yandan da bilgi veriyor: - Bu dükkân 600 yıldır bizim ailenin üzerine kayıtlı tapuya sahiptir! Günümüzden 600 yıl geriye baktığımızda, Artuklu Beyliği’nin tarihe veda ettiği 1400’lerin ilk yılları karşımıza çıkıyor. Tarihi çarşının ortasında bir anda “Orta Çağ”a dokunabiliyoruz. Mehmet Artukoğlu, babası Şemsettin Artukoğlu’ndan başka büyüklerini de sıralıyor: - Büyük babam Bedrettin Artukoğlu ve onun babası Emil Feyyaz da bu çarşıdaki demirci esnafının meslek büyüğü olarak saygı ve hürmet görürmüş.  Anadolu’da hayatın nabzı demirci dükkânlarında atıyordu. Birçok yer i&c... Devamı