13 02 2013

Sıcak Demircilik El Sanatları

Sıcak Demircilik El Sanatları |  görsel 1

  Sıcak Demircilik El Sanatları İnsanoğlunun çağlar boyunca izlediği gelişim süreci incelendiğinde, ortaya çıkan, el sanatlarının hep bir ihtiyacı karşılamak üzere üretildiği sonucuna varılır. Marmara bölgesinde üretilen el sanatları için de bu durum geçerlidir. Altay, Orhon ve Yenisey dolaylarında yapılan kazılarda Türk maden işçiliğinin en eski örnekleri bulunmuştur. Altın, bakır ve tunçtan yapılmış eşyaların yanı sıra demir işçiliğinin de özel bir yeri vardır. Orta Asya Türkleri için eski bazı kaynaklarda “demir üreten ve bu madeni en iyi işleyen kavim” olarak söz edildiğine rastlanmıştır. Orta Asya maden sanatını Selçuklu ve Osmanlılar çok ileri bir düzeye getirmişlerdir. Maden işçiliği silahlar, gündelik eşyalar ve süs eşyaları olarak üç ana gruba ayrılabilir. Türklerde maden işçiliğinin gelişmesinin nedeni olarak, Selçuklu ve Osmanlı gibi Türk devletlerinin sürekli savaş halinde olmalarını gösterebiliriz. Demir ve çelikten yapılmış zırh, miğfer, kalkan gibi savunma silahlarına, dövülerek hazırlanan yüksek kalitede kılıç ve bıçaklara da sıkça rastlıyoruz. İlimizde bu el sanatının en güzel örneklerine Taraklı İlçesi Yenidoğan (İğdelik) Mahallesi’nde yaşayan Abdallarda rastlanmaktadır. Geleneksel olarak yalnız sergilemeye yönelik miğfer, zırh, kalkan gibi savaş araçlarının yanı sıra, günümüz modern araç ve gereçleriyle de sürdürülen süsleme sanatı açısından göze hitap eden sıcak demircilik ürünleri arasında; kartal, tavşan, at, yılan, yaprak ve üzüm vb. gibi hayvan ve bitki figürlerinin birebir örnekleri, sehpa, fener, şamdan, ahize, duvar apliği, dek... Devamı

13 02 2013

Osmanlılardan Önce Türklerde Madencilik

  Osmanlılardan Önce Türklerde Madencilik Türk dünyasında çok eski zamanlardan beri madenciliğin oldukça ileri düzeyde ve yaygın bir şekilde var olduğunu biliyoruz. Çünkü bilinen tarihi devirlerden beri Türklüğün yapmış olduğu fetihlerde rol oynayan iki sanattan biri at yetiştiriciliği iken, diğeri de madencilik olmuştur. Madencilik alanında Türklerin Orta Asya yaylalarında saf olarak altın ve bakır madenlerine rast geldikleri ve bunları ateşte eriterek istedikleri şekilleri vermiş oldukları bilinmektedir. Hatta Türkler, ilk etapta bakırdan imal etmiş oldukları silahların yeteri kadar sağlam olmadığını görünce bu madeni kalay ile karıştırarak daha sert ve kuvvetli bir madeni elde etme yoluna gitmişlerdir. Nitekim Altay dağlarının pek çok yerinde bulunan maden ocakları ve izabe fırınları, Türklerin madenleri topraktan çıkarmayı ve çıkardıkları ürünü izabe ederek işlenecek hale getirmeyi ve onlardan da her türlü madeni eşyayı yapmayı bildiklerini göstermektedir. Aynı şekilde, kurganlarda bulunan madeni eşyalar da bize, madenciliğin, Türklerin arasında ne kadar ileri düzeyde icra edilen ünlü bir sanat olduğunu göstermektedir. Bunu bize, kurganlarda bulunmuş olan ve Leningrad Ernotaj müzesinde muhafaza edilmekte olan çekiç tutmuş bir maden işçisini temsil eden küçük bir bakır heykelcik ile bol miktardaki küçük çekiçler daha iyi anlatır diye düşünüyoruz. Yine, Türk ülkelerinde eski dönemlerde işletilip de bırakılmış bol miktarda maden ocağı kalıntısı da, Türklerin madenleri sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamak için değil, diğer milletlere de satmak için ürettiklerini göstermektedir. I.  Orta Asya Türklüğünde Madencilik ... Devamı

13 02 2013

Demirci Pertev Usta

  Belçikalı demir ustasının Türkiye günleri Demirci Pertev Usta, Prete Geatano 1929 yılı başlarında Türkiye'ye gelir. Davet süresi üç yıllıktır. Üç yıl altı yıla, altı yıl altmış yıla çıkar ve Pertev Usta bir daha Türkiye'den ayrılamaz.  Cumhuriyetin ilk yılları. Türkiye muasır medeniyetlere ulaşabilmenin, bir an önce kalkınmanın hummalı hazırlığında. Birbiri ardına sanat okulları açılıyor. Öğrencilerin konularında uzmanlaşabilmeleri için teknik donanıma, bir o kadar da işinin ehli eğitimcilere ihtiyaç var. Avrupa'dan üçer dörder yıllık anlaşmalarla uzman öğretmenler getiriliyor. Bu öğretmenlerden birisi de Belçikalı Prete Geatano. Geatano, henüz yirmibeş yaşındayken 1929 yılının başlarında Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlarından Rüştü Uzel'in davetlisi olarak Türkiye'ye geliyor. Davet süresi ve anlaşma üç yıllığına. Üç yıl altı yıla, altı yıl altmış yıla çıkıyor ve Geatano Türkiye'den ayrılamıyor. Prete Geatano'nun hayatı Türkiye'den öncesi ve Türkiye' den sonrası olarak ikiye ayrılıyor. Öncesi göçlerle yüklü bir yirmibeş yıl. 1904'te Brüksel'de doğuyor. Şekerci Filomeno'nun dokuz çocuğundan en küçüğü. Birinci Dünya Savaşı başlayınca henüz on yaşındayken ailesiyle birlikte Fransa'ya göçüyor.  Savaş bitince bu kez yeniden Belçika'ya göçülüyor. Bu arada gündüzleri bir fabrikada çalışıyor, akşamları ise bir sanat okulunun sanatsal demircilik kurslarına katılıyor. Kastamonu'da bir Belçikalı Kurs bittikten ve Belçika'da birkaç yıl öğretmenlik yaptıktan sonra 1929 yılında Geatano'nun Türkiye g&u... Devamı

05 02 2013

Amerikalı Profesöre Tez Konusu Olan Demirci

    Bursa'da, 150 yıllık demirci dükkanında babasından kalma demircilik mesleğini 40 yıldır sürdüren Halit Çıkrıkçı, Amerikalı bir profesörün tezine konu oldu.   Bursa'da, 150 yıllık demirci dükkanında babasından kalma Demircilik mesleğini 40 yıldır sürdüren Halit Çıkrıkçı, Amerikalı bir profesörün tezine konu oldu. Amerikalı profesörün Türk Geleneksel El Sanatları ile ilgili kitabında yer ayırdığı emektar demirci, baba mesleği demirciliği ölene kadar yapacağını söyledi. Unutulmaya yüz tutan mesleklerin son temsilcileri ayakta kalmaya çalışıyor. Sanayi şehri olarak bilinenBursa'da Osmanlı döneminde sanayi ve ticaret bölgesi olarak bilinen Tarihi Kayhan Çarşısı'ndaki son demir ustaları ayakta kalmaya çalışıyor. 30 yıl öncesine kadar yüzlerce genci istihdam eden Demircilikmesleğini yapacak şu an sadece 3 usta kaldı. Demirciler Sokağı olmasına rağmen bir elin parmakları kadar sayıları kalan demirciler yok olmamak için çaba sarf ediyor. "KIZGIN ATEŞLE DEMİRİ ŞEKİL VERİYORLAR" Asırlardır yapılan demiciliği hiç yılmadan ve yorulmadan yapan ustalar, kızgın ateşe elini sokarak demiri iyice ısıtıyor. 50 dereceye kadar çıkan ateşi körüklüyerek demiri yumuşutan meslek erbabları, ellerine aldıkları örslerle demiri dövüyor. Usta Halit Çıkrıkçı, 150 yıllık dükkanda mesleğini devam ettirmeye çalışanlardan birisi. Çıkrıkçı, sabahın erken saatlerinde açtığı dükkanında 2 arkadaşıyla demirlere şekil veriyor. Sabah ilk olarak kızgın ateşi yakan Çıkrıkçı, çayını yudumladıktan sonra hemen işe koyuluyor. 95 yaşındaki babasından kalan d... Devamı

05 02 2013

Demiri dövmek sanattır

Demiri dövmek sanattır |  görsel 1

  01 Haziran 2012 Cuma 11:11 Demiri dövmek sanattır Büyük emek ve uğraş isteyen sıcak demircilik mesleği, Konyanın eski yerleşim yerlerinden olan Eski Buğday Pazarı civarında ustaları tarafından hala ayakta tutulmaya çalışılıyor Geçim kaynağının örs ve çekiç olduğunu söyleyen sıcak demir ustası İsmail Kayrıgan, “İnsanların teknolojiyi tam kullanmadan önceki en büyük geçim kaynağı tarımdı. Tarım aletlerini de biz demirciler yapardı. Bu işleri yaparken de demiri kızdırırız, demiri birbirlerine ekleriz ve son olarak da kömürle yanan ateşimizde demiri çekiçle döverek biçimlendiririz. Bu dövme işlemi öyle televizyonda herkesin izlediği gibi kolay bir iş değil, çekiç rast gele sallanmaz öyle. Onu vururken, gücü dengeleyeceksin belli bir ahenk içerisinde demire çekici vuracaksın. Değilse demirin tavını tutturamazsın” dedi. Bu işi herkesin yapamayacağını da dile getiren Kayrıgan, “Demir dövücüleri çekici günde binlerce kez kaldırıp, indirerek demire vurdukları için bunu yaparken, belli bir güç harcamak zorunda kalırlar. Bu yüzden herkes yapamaz. Önce kişinin kendine güvenmesi, sıcağı sevmesi lazım. Bedeninin de güçlü kuvvetli olması gerekir. Bizim burada yanan kömürün derecesini tam olarak bilmiyoruz ama demir öyle kolay kolay tava gelen bir cisim değil, bunun için kömürün çokça yanması gerekiyor. Buda doğal olarak sıcak bir ortam oluşmasını beraberinde getiriyor. Buna da alışması gerekir çalışan kişilerin” diye konuştu. İşlerin yoğun olduğunda en çok yapılan ürünleri de sıralayan Kayrıgan, “Tarımda makineler gelişmediği zamanlarda bizler hayvanların arkasına takılan, s... Devamı